Kerem Çiftçi :Franchise Büyümesi mi, Franchise Satışı mı?

Türkiye’de franchising hızla büyüyor. Yeni çıkan birçok marka, daha ilk şubesini açtıktan kısa süre
sonra franchise vermeye başlıyor. Hatta bazı markalar için franchise, iş modelinin neredeyse
ilk adımı haline gelmiş durumda. Ancak burada sıkça karıştırılan önemli bir konu var: Franchise
satmak ile franchise sistemiyle büyümek aynı şey değildir.

Franchise satışı temelde yatırımcıya markanın adını ve iş modelini kullanma hakkı vermektir.
Birçok marka için bu süreç, giriş bedeli almak ve yeni şubeler açmak anlamına gelir. Kısa vadede
bu model oldukça cazip görünür. Çünkü franchise satışından elde edilen gelir hızlıdır ve şube
sayısı da kısa sürede artar. Dışarıdan bakıldığında marka büyüyormuş gibi görünür. Fakat çoğu
zaman bu büyümenin arkasında sağlam bir sistem bulunmaz.

Gerçek franchise büyümesi ise bambaşka bir yaklaşımı ifade eder. Burada mesele yalnızca yeni
şubeler açmak değildir. Asıl mesele, aynı işi farklı şehirlerde aynı kaliteyle yapabilen bir yapı
kurmaktır. Merkezin operasyon standartlarını oluşturduğu, eğitim sistemini kurduğu, denetim
mekanizmalarını işlettiği ve tüm şubelerin aynı kaliteyi üretebildiği bir sistemden söz ediyoruz.

Türkiye’de birçok franchise zincirinin 15-20 şube seviyesine geldikten sonra zorlanmasının nedeni
de genellikle budur. Sistem kurulmadan yapılan franchise satışları, bir süre sonra kontrol kaybına
yol açar. Şubeler arasında kalite farkları oluşmaya başlar. Müşteri bir şehirde çok iyi bir deneyim yaşarken,
başka bir şehirde aynı markadan tamamen farklı bir deneyim yaşayabilir. Bu durum zamanla
marka algısını zayıflatır ve merkez ile franchise işletmecileri arasında sorunlar ortaya çıkar.

Oysa güçlü franchise markalarına baktığımızda ortak bir yaklaşım görürüz: Önce sistem kurulur,
sonra büyüme gelir. Operasyon el kitabı hazırlanır, eğitim programları oluşturulur, tedarik zinciri
planlanır, denetim süreçleri çalışır hale getirilir ve finansal model netleştirilir. Tüm bu yapı oturduktan
sonra franchise verilmeye başlanır.

Bu nedenle franchising’i sadece bir satış kanalı olarak görmek büyük bir hatadır. Franchise aslında
bir işletmeyi çoğaltma sistemidir. Bir markanın başka şehirlerde aynı kaliteyi üretebilmesini
sağlayan bir yönetim modelidir. Bu sistemi kurmadan yapılan her franchise satışı kısa vadede
gelir sağlayabilir, ancak uzun vadede markanın en büyük risklerinden biri haline gelebilir.
Sonuç olarak franchising’de asıl mesele şube sayısını artırmak değildir. Asıl mesele, markayı
büyütecek doğru sistemi kurabilmektir. Bu noktada sorulması gereken temel soru şudur: Bir
marka gerçekten franchise sistemi mi kuruyor, yoksa yalnızca franchise mı satıyor?
Bu soruya verilen cevap, o markanın geleceğini belirleyen en önemli faktördür. Çünkü
franchising’de kalıcı başarı, hızlı büyümeden değil; doğru kurulan sistemden gelir.